"VATANDAŞLIK HALLERİ" ADLI BELGESELDE GAYRİMÜSLİM VAKIFLARI ÜZERİNDEN DEVLET-YURTTAŞ İLİŞKİSİ ELE ALINIYOR

Gayrimüslim Vakıfları Osmanlı Bankası Müzesinde İncelendi.

Osmanlı Bankası Müzesi Sineması'nda "Toplumsal Hafıza" temalı, yönetmenliğini Şehbal Şenyurt'un üstlendiği ve bir TESEV projesi olan Vatandaşlık Halleri adlı belgesel gösterildi. 5 Şubat 2009 Perşembe günü yapılan gösterimlerin ardından, Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Füsun Üstel, " Unutmak, Hatırlamak, Konuşmak" konulu bir söyleşi gerçekleştirdi.

Türkiye'de çok tartışılan bir konu olan, gayrimüslim vakıfları üzerinden devlet-yurttaş ilişkisini ele alan söz konusu belgeselde, vakıfların sorunlarının gündelik hayattaki yansımaları, hukuki boyutları, ötekileştirme ve Türk-İslam paradigmasının sonuçları ele alınıyor. Cemaat; vakıfları, kiliseleri, hastaneleri, huzurevlerini, ilköğretim okullarını ve liseleri, devletten mali destek almaksızın özkaynaklarıyla ayakta tutmaya çalışıyor. Bu vakıfların yönetimine ve gayrimenkullerine el konulması, kurumların geleceğini tehlikeye atıyor tezinden hareketle Belgesel, bu sorunları yaşayan Ermeni, Musevi, Rum, Süryani, Keldani yurttaşların anlatılarıyla, varlık vergisinden 6-7 Eylül olaylarına, 1964 sürgünleri gibi olaylar bağlamında, vakıflar meselesinin arka planına bakıyor.

Osmanlı Bankası Müzesi Sineması'nın Belgesel Sinemacılar Birliği danışmanlığında hazırladığı program, "Toplumsal Hafıza" teması altında gösterilen filmler ve ardından yapılan söyleşilerden oluşmaktadır..

TÜRKİYE’DE GAYRIMÜSLİM VAKIFLAR PANELİ

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), İnsanca Yaşama Derneği’nin işbirliğiyle 24 Ocak Cumartesi günü “Vatandaşlığı Yeniden İnşa Ederken: Türkiye’de Gayrımüslim Vakıflar” başlıklı bir panel ve film gösterimi düzenledi.

TESEV Demokratikleşme Programı Yöneticisi Dilek Kurban’ın moderatörlüğünü yaptığı panelin konuşmacıları arasında TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü Etyen Mahçupyan ve Avukat Kezban Hatemi.

Panelin ardından, TESEV’in yürüttüğü Azınlık Hakları ve Anayasal Vatandaşlık Projesi kapsamında SU Film tarafından hazırlanan ve Türkiye’deki Gayrımüslim vakıfların mülkiyet sorununu ele alan ’vatandaşlık’ halleri adlı belgesel filmgösterildi.

Belgesel, 1950'lerin sonlarından bu yana hukuk dışı uygulamalar ile mazbataya alınan ve/veya mülkleri elinden alınan cemaat vakıflarının ayakta kalma mücadelesini ve bu mücadelenin Türkiye’nin Gayrimüslim vatandaşlarının gündelik hayatları açısından taşıdığı anlamı göstermeyi hedeflemektedir.

CEMAAT VAKIFLARI WEB ADRESLERİ

Antakya Rum Ortadoks Kilisesi Vakfı http://antakyaortodoks.com/vakif.asp
İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı http://www.ipkv.org/
Kayseri Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Vakfı http://kayserikilisesi.org/
Neve Şalom Sinagogu Vakfı http://www.nevesalom.org/

AZINLIK VAKIFLARI İÇİN TARİHİ KARAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı'nın açtığı davayı sonuçlandırdı ve dava konusu olan taşınmazın üç ay içinde iadesine karar verdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'de büyük tartışma yaratan azınlık vakıflarına ait taşınmaz mallarla ilgili ilk kararını açıkladı. Mahkeme, Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı tarafından açılan davada "Türkiye'nin mülkiyetin korunması hakkını ihlal ettiğine" karar verdi. Türkiye, davaya konu olan iki mülkün tapusunu üç ay içinde davacı vakıf adına kaydetmezse, mahkeme masrafları da dahil olmak üzere toplam 910 bin euro ödeyecek. Benzer durumdaki vakıf malları açısından örnek oluşturması nedeniyle karar büyük önem taşıyor.

Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı tarafından açılan dava, 1952 ve 1958 yıllarında alınan vakıf mülklerinin tapularının 1996'da mahkeme kararıyla iptal edilmesine dayanıyor. Vakıf, tapuların yasal düzenlemeyle iptal edilmesi ve Yargıtay'ın da bu yöndeki mahkeme kararlarını onaması üzerine konuyu 1997'de AİHM'ye taşıdı. Vakıf, Eylül 2005'teki duruşmada, devlet tarafından el konulan taşınmazlarının iadesini talep etti. Yasayla yapılan el koymanın "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin mülkiyet hakkını garanti altına alan 1 Numaralı Protokol'ünün 1. maddesinin ihlali anlamına geldiğini" savunan vakıf, işlemin 1974'te Yargıtay tarafından alınan bir kararda yer alan "ulusal güvenlik" gerekçesine dayandırıldığını vurguladı.

Dava edilen kararın mülkiyet hakkının yanı sıra Lozan Antlaşması'nı da ihlal ettiğini savunan vakıf avukatları, işlemle AİHS'nin "ayrımcılığı" yasaklayan maddesinin de çiğnendiği yönünde görüş bildirdiler. "Lozan Antlaşması'nın ihlali ve ayrımcılık nedeniyle vatandaşlar arasında sınıf yaratıldığını" ileri süren davacı taraf savunmasında, "Azınlık vakıfları Türk olmalarına karşın yabancı muamelesiyle karşı karşıya kalıyorlar" tezini işledi. Türk hükümeti ise duruşmada yaptığı savunmada, o sırada Vakıflar Kanunu'nda yapılan son değişiklikleri ön plana çıkardı ve 1935'ten itibaren azınlık vakıflarının taşınmaz elde etme kapasitelerinin bulunmadığına vurgu yaptı. Davayla ilgili olarak AİHM'ye ilettiği belgelerde son yıllarda dini azınlık vakıfları konusunda yasal düzenlemelere gidildiğini, 116 cemaat vakfının 2 bin 234 gayrimenkul için kayıt başvurusunda bulunduğunu bildiren Türk hükümeti, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün bu başvuruların 434'üne olumlu yanıt verdiğini kaydetti.

Karşılıklı tezleri inceleyen AİHM, Türkiye'nin mülkiyet hakkını garanti altına alan maddeyi ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme kararında, 1952 ve 1958'de alınan mülklere ilişkin işlemlerinin yasalara uygun olduğuna, söz konusu taşınmazların 1996'ya kadar sorunsuz bir şekilde vakfın mülkiyetinde bulunduğuna ve vergilerinin ödendiğine dikkat çekildi.

"Mülk sahibinin, daha sonra yapılacak yasal düzenlemeleri alım sırasında öngöremeyeceği" de mahmenin kararında altı çizilen bir başka unsuru oluşturdu. Kararda, Türkiye'de vakıfların mal edinmesine yönelik olarak yapılan son yasal düzenlemelere de atıf yapıldı.